| Bir marka yayma öyküsü |
|
|
|
|
Mont Blanc 1910 yılında kapaktaki kırmızı
renk, 6 yuvarlak köşeli beyaz bir yıldızla değiştirildikten sonra, dolmakalem
tarihinin en ünlü markasının doğması için de fırsat yaratılmış oldu. Bir
toplantı sırasında kapağın tepesindeki yıldız, bir dağın zirvesindeki buzula
benzetilince, kalemlere Avrupa’nın en yüksek dağı olan Montblanc’ın isminin
verilmesine karar verildi... İşte dünyanın en pahalı kaleminin öyküsü. “Verba
volant, scripta manent” yani “söz uçar, yazı kalır” demiş eski Romalı bilgeler.
Yazılanları ölümsüzleştirmenin yollarından biri de, yazıları ölümsüz kalem
markaları ile yazmak. Kullanana prestij kazandıran kalem markalarının başında da
Montblanc dolmakalemleri geliyor. Üst düzey yöneticilerin ve devlet adamlarının
cebinden eksik olmayan bu kalem markası, geçmişte büyük bir pazarlama başarısına
imza atmış, günümüzde de marka yayma uygulamasının en ilginç örneklerinden
birini oluşturuyor. Dilerseniz Montblanc’ın bir kalem ile başlayıp, bugün
yüzlerce ürünlük bir portföye ulaşan hikayesini biraz daha yakından
inceleyelim... 1900’lerin başlarında yazı yazmak için masa başına oturan bir
kişinin, mürekkep hokkasına batırılıp yazan tüy uçlu ya da sivriltilmiş tahta
kalemlerden başka bir seçeneği yoktu. Hazneli dolmakalemler ise sadece çok
zengin bir azınlığa özgü pahalı bir yazı malzemesiydi. Dolmakalemlerin halka
yaygınlaştırılmasını amaçlayan Hamburglu Alman bir kırtasiyeci (Claus Johannes
Voss), 1906 yılında yanına bir bankacı (Christian Lausen) ve bir mühendisi
(Wilhelm Dziambor) de alarak mürekkep hazneli dolmakalem imalatına başladı.
Şirketin kuruluş yıllarındaki adı “Simplo Dolmakalem Şirketi” idi. “Simplo”
kelimesi İngilizce “basit” anlamına gelen “simple”dan türetilmiş bir sözcüktü.
Şirketin ilk kalemleri siyah gövde üzerine kırmızı kapaklı olarak üretiliyordu
ve bu sebeple “Rouge et Noir” markasıyla satılıyordu. En yüksek dağ 1910 yılında
kapaktaki kırmızı renk, 6 yuvarlak köşeli beyaz bir yıldızla değiştirildikten
sonra, dolmakalem tarihinin en ünlü markasının doğması için de fırsat yaratılmış
oldu. Bir toplantı sırasında kapağın tepesindeki yıldız, bir dağın zirvesindeki
buzula benzetilince, kalemlere Avrupa’nın en yüksek dağı olan Montblanc’ın
isminin verilmesine karar verildi. Seçilen bu isim aynı zamanda şirketin üstün
kaliteli ürünler sunma konusundaki kararlılığını da en iyi şekilde sembolize
ediyordu. Bu yıldız günümüzde, sadece dolmakalemlerin kapağında değil, deri
eşyalardan gözlüklere, saatlerden parfümlere kadar Montblanc markasını taşıyan
tüm ürünlerin üzerinde yer alıyor. Şirketin efsane haline gelen “Meisterstück”
(usta işi) markalı dolmakalemlerinin üretimi 1924 yılında başladı ve hâlâ elde
üretilen bu kalemler, dünyanın en prestijli dolmakalem modeli olarak kabul
ediliyor. 1920’li yılların sonlarında Montblanc kalemleri 60’tan fazla ülkede
satılan bir prestij aksesuarı haline gelmişti. Bu başarıda şirketin yaratıcı
reklam kampanyaları da önemli bir pay sahibiydi. 1996 yılından itibaren Montblanc, marka yayılımı konusunda yeni bir atağa geçer ve önce mücevher, ertesi yılda saat sektörüne el atar. Erkekler için altın kol düğmeleri, kravat iğneleri, anahtarlıklar, bayanlar için de altın ve gümüş bilezik, kolye, küpe ve yüzük modelleri, topaz, ametist, citrin gibi yarı değerli taşlarla işlenmiş olarak üretilmektedir. İsviçre saat endüstrisinin kalbi olarak kabul edilen Le Locle şehrinde de, artık klasikleşmiş Montblanc çizgisinde saat üretimine başlanır. 1997 yılında ilk kez katıldığı Cenevre SIHH saat fuarında şirketin saatleri büyük beğeni toplar. Değerli taşlarla süslü saatler, timsah derisinden kayışlarla piyasaya sürülmekte, spor tutkunları ve sık seyahat edenler için özel saat model modelleri dizayn edilmektedir. Parfümler, duş jelleri 2000 yılında Montblanc, değişen tercihler doğrultusunda, daha modern çizgilere sahip yeni bir marka yaratma ihtiyacını duyar ve “Bohéme” markalı dolmakalemler piyasaya sunulur. Daha genç tüketicilere yönelik olarak da “Starwalker” modeli geliştirilir. Bayanlar ve erkekler için güneş gözlükleri piyasasında da Montblanc markasının itici gücüyle bir talep oluşacağını fark eden şirket, klasik ve modern gözlük çerçeveleri işine de girer. Montblanc, 2001 yılında kişisel prestij ürünlerinin son sektörüne de adım atar ve “Montblanc Presence” parfümü üretilir. Daha sonra da “Montblanc Individuel” parfüm ve after shave üretilir. Montblanc’ın parfüm markaları; artık deodoranttan duş jeline kadar bütün kozmetik yelpazesini kaplıyor. 1980’li yıllarda büyük bir sıkıntı atlatan Montblanc imparatorluğu bugün, İsviçreli bir holdingin elinde. Şirketin üretim merkezi Hamburg’ta olmasına rağmen, cironun yüzde 90’nı Almanya dışındaki pazarlarda elde ediliyor. Markanın imajı bir yandan sanat ve zerafet gibi kavramlarla birlikte anılırken, marka bir yandan da kültür ve eğitim gibi çağrışımlar yapıyor. Şirketin amiral gemisi ürünü olan kalemlerin “Meisterstück” markasını taşıması, uluslararası piyasalarda zorluk yaratıyor. Ama günümüzden 90 yıl önce bu isim verilirken, ürünün dünya çapında bu kadar başarılı olacağını ve böyle bir telaffuz zorluğu ile karşılaşılacağını kimse düşünememiş. Konsantrasyon eksikliği Montblanc’ın başkanı Norbert A. Platt, yapılan bir söyleşide insanların neden Montblanc gibi pahalı lüks ürünlere para harcadığını “başkaları tarafından hayran olunmak isteği” ile açıklıyor. Platt’a göre, kişilerin aklında kalan Montblanc, BMW; Mercedes gibi ana markalar, Meisterstück gibi sanatsal, ya da SEL 350 gibi teknik alt markalar ise dikkate alınmıyor. Aynı söyleşide kendisine Montblanc markasının kozmetikten mücevherata kadar birçok sektöre yayılmış olmasının, konsantrasyon eksikliğine sebep olup olmadığı sorulduğunda da, şirketin ana faaliyet konusunun dolmakalem üretimi olduğu ve bu sebeple hiç bir zaman diğer sektörlerin yazı araç gereçleri konusunun önüne geçemeyeceğini belirtiyor. Başarılı olmuş bir markanın, çok farklı sektörlerdeki değişik ürünlerde de kullanımı Marka Yayılımı (Brand Extension) olarak tanımlanıyor ve pazarlama sektörünün en ilginç alanlarından birini oluşturuyor. Pazarlama hayatı, bir çok başarısız marka yayma vakası örnekleriyle dolu. Harley Davidson’un başarısız olan parfümleri, Virgin grubunun devlerle başa çıkamayan kolası, “kullan-at” çakmak ve kalemler üreten BIC’in başarısız olan bir kullanımlık iççamaşırları, silah üreticisi Smith Wesson’ un piyasadan çekmek zorunda kaldığı dağ bisikletleri, bu yanlış kararların sadece birkaçı. Ama arada Montblanc gibi çok başarılı yayılma örnekleri de yok değil. Sonuçta farklı kategorilerdeki ürünler arasında mantıklı bir bağ olması gerekiyor ve Montblanc “kişisel prestij, kalite ve zerafet” ekseni etrafında geliştirdiği ürünlerle bu sorunu çözmüş gibi görünüyor. İleride caddelerde Montblanc marka otomobillere, cüzdanlarda Montblanc kredi kartlarına, vitrinlerde Montblanc takım elbiselere ve bürolarda Montblanc marka çalışma masalarına ve koltuklara rastlarsanız hiç şaşırmayın... Kaynaklar: Jörg Kirchbaum, Deutsche Standards: Montblanc, s.56, Stuttgart, 1988. “Der weisse Stern als Statussymbol”, Max Dergisi, 3/2003. www.montblanc.com |